→ Divriği Notlarım


alielmali:

Öncelikle herkese selam ve saygılar. Burada Tumblr panonuzu birazcık dolduracak fotoğraflı Divriği anlatımıma başlıyorum.

Evet neden Divriği diye soracak olursak burası benim yıllardan beri gitmek istediğim ama bir türlü gidemediğim ama elin japonunun çinlisinin avrupalısının dünyanın obür…

Size mis gibi Divriği gezisi. Açıp sindire sindire tüketin derim. On numara gezmiş yazmış Ali. 

Daha güzel olamazdı.
Bu parçasına ayrı hayranım. 

Regina Spektor - All The Rowboats Live

Birinci Tekil

Kıytırık bi maske taktım. Sonra tadını özlediğin ne varsa düşündüm. Gözlerimi kapatıp yazmaya başladım.

Akıl bana verilmiş en büyük yüktü. Yağlı boya tablolar arasında kendimi gördüm. Boyasını başka resimlerin üzerine kusurlar halinde akıtan tek çerçeve bendim. Ağladım, ağladıkça çözüldüm, ağladıkça azaldım ve sonunda böylece kaldım. Kendine düşman ve kendinden başka dostu olmayan bir tahta parçası gibiydim. Yağmur yağsa küf tutardım, elektrik olsa iletir can yakardım, darbeye dayanıksızdım ve acınacak kadar renksizdim. 

Sonsuza kadar kürek çeksem düşüncelerimin akıp kaybolduğu sınıra ulaşamayacaktım. Sonsuza kadar uzayan cümleler kursam kurduğum cümleler bir sınıra ulaşıp dayanamayacaktı. Asılsız atıp tuttukça paralel ilerleyen iç çekişlerim ödül almış hüzünlü karikatürler gibi anlaşılmayı bekleyeceklerdi.

Ben ne yaptım? Bütün şiddetimi duvarlara sıvadım. Mırıldandım, sinsice gülümsedim. Yaptığım en etkisiz eylemlerdi bunlar. Canavarlıklarımı birbirine bağlayan sıradan bir olaylar bütünüydü hayatım. 

Oturduğum yerde sallandım, hayalimde bir sigara yaktım. Gerçekten çok öksürdüm. Sadece ön sıralarda oturanların duyduğu şakalara güler gibi yaptım. Sahteleştim. Güneşin doğuşuyla batışı arasında kalan akışın seyrine daldım. 

Konuşup durdum. Yazıp durdum.

Lala lala la…

Mırıldandım durdum. 

Kipa marka mısır patlamıyor görüldüğü üzere. Tabağın dibinde kalan mısırla amatör fotoğrafçılığımı besledim resmen.

Kipa marka mısır patlamıyor görüldüğü üzere. Tabağın dibinde kalan mısırla amatör fotoğrafçılığımı besledim resmen.

Hello sinüzit my old friend…
Yakında Hyde gibi gece gündüz güneş gözlüğüyle dolaşıcam.

Gün geçmiyor ki kızlarımız dekolte göstermek için yeni bir saçma sebep bulmasın.

-Var mı söyleyeceğin bir şey?
+Yok.

Ne büyük yalan.

Uyuyo Musun?

Az sonra kendimi Bodrum’un beyaz evlerinden birinde, yatağın karşısındaki masada bilgisayar açık hala müzik çalarken bulacağım. Yeni yıkanmış, bornozumla uyuyakalmış olduğumu fark edeceğim uyandığım zaman. Ufak bir boyun ağrısıyla masada bıraktığım kahve bardağında duran soğuk ama tatlı kahveye dikeceğim gözümü. Denizin kokusu odaya dolmuş olacak. Yakın iki dostumla buluşacağımı söylediğim saatten yirmi dakika sonrası olacak.

Saçlarımı kurutacağım, deri ceketimin altına kırmızı bişeyler giyip rahat bir kot çekeceğim altıma. Deniz kenarı eser yeni de banyo yaptım diyerek mevsimlik bir bere takacağım. Hala sinüzit olacağım çünkü. Yeni yıkanmış oyuncak ayı gibi kokarak sahile yakın alt katı camlardan yapılmış bir eve gideceğim. Arkadaşımın yanına. Muhtemelen Bodrum’da yaşadığımdan ötürü altımda motorum olacak. Bahçede otururlarken yanlarına gittiğimde serzenişle karışık sataşacaklar bana. ” Nerede kaldın?! ” diyecekler. Oturup masadaki sürahiden kendime de dolduracağım.

” Hayatımın en uzun rüyasını gördüm. İzmir’de yaşıyordum. Hayatım allak bullaktı. Ne istesem yakınımda değildi, çok garipti çok yorucuydu.” diyeceğim. Sonra da ertesi gün nereye gideceğimizi konuşacağız başımızı alıp. 

Şimdilik tatlı rüyalar.

302 kez oynatım

Sertab Erener - Bahçede Cover

Vızıldamaların ardı arkası kesilmiyor sayın seyircileğğr! 

Haddim olmayan coverlar yapıyorum; ama bundan kime ne, öyle değil mi?

…Hadi git. Git aklımı bulandırma. Git. Ben ne istediğimi biliyorum.

“Bak artık düşman bile değiliz…”

-Birsen Tezer - Boşver

202 kez oynatım

To September, for seperations. 
Hang in there father.
You know I love you.

Ancak söyleyebildim…

Ohh!

Ahahaha harika! Hayattaki en büyük fantezilerimden birini gerçekleştirdim!

Yanlışlıkla bütün telefon defterimi sildim! Oley be!

Kıssa

Ve bir ki üç dört.

Doğru yol kalmadığı zamanda bir saatin içine sıkıştık. Ayakta olduğumuz yerde dikildik. Ruh, somut ne varsa altında kalmadıkça büyüdü ve güzelleşti; ama her ne vardı ki önemli olan her zaman maddeydi. İnsana özgü kusurların hepsini ayıpladık ve tüm ayıpları sadece özgü kusurlara yorduk. Nefes almak için mutlu anıları hatırladık. Daha üzücü bir şey yoktu oysa. Sebepler ve sonuçlar içinde üretim tezgahlarındaki kadar tek düze hayatlar yaşadık. Yaşlandık. 

Ve hepsi bu kadardı. Hepsi bu kadardık.

Sinir

Ne zaman bir konuda bocalarsam, o konuyla ilgili olarak eninde sonunda arkadaşlarım dışında biriyle, genelde annemle konuşurum. Beni ciddi anlamda sıkıntıya sokan bir şey oluyorsa, birkaç arkadaştan sonra bir şekilde valideyle konuşurken buluyorum kendimi. 

Ve her nasılsa, sonunu bildiğim halde aynı aptallığı yapıp hep anlatıyorum. Zira kadın ben ne duymak istemiyorsam, ne beni daha çok strese sokacaksa direk olarak o cümleleri kuruyor. Nokta atışı yapıyor. Nasıl yapıyor bilmiyorum ama kimseyle konuşurken olmuyor. Beni strese sokacak ve söylenmemesi gereken ne varsa üzerine basarak söylüyor ve ben ne kadar bunu bunu söyleme, şundan bahsetme desem de herrrr seferinde söylüyor.

Az sonra camdan balıklama atlayıp beynimi patlatmayı düşünüyorum. Öyle bir sinir halindeyim ki, şu anda alev alabilirim.

theghostoflove
CREDIT